zaman-k.jpg

Fars masalları şöyle başlarmış ‘ Yeki bud, yeki nebud, gayr ez Huda hiç kes nebud.’ Biri vardı, biri yoktu; Bilinç’ten başka hiçbir şey yoktu. Konuşan O’ydu, dinleyen O’ydu; kendini kendine davet eden O’ydu. Özünün sonsuz ifadelerinde kendini deneyimlemek ve hatırlamak isteyen yine O’ydu. Bambaşka diller ve değişik kültürlerin mizaçlarına uygun isimler alarak bir yol yordam oluşturan da O’ydu.

Devamını Oku

Ben-kucuk.jpg

Organizmanın kısıtlarını anlamanın ve buna saygı duymanın yollarından biri de, o organizmaya ait ve onu bir arada tutmayı bizim onun işleyişine dahil olma gereği duymaksızın kendine ait zekasıyla sürdüren yapılardan haberdar olmamızdır; mesela sinir sistemi gibi.

Devamını Oku

belirsizlik.jpg

Heisenberg İlkesi, Meditasyon ve İbrahim’in kuşları…

Gizem, ele geçirmeye çalıştıkça elinden uçup giden bir kuş gibi. Oysaki biz, gizemin her köşesinin zihnimize özgü evrimsel doğayla açıklanabilir olduğunu sanmıştık. Gizemin kolaylıkla alt edilebilir olmadığına uyanmak acizliğimizin değil, incelikli bir gücün bir ifadesiydi.

Devamını Oku

dervis-k.jpg

Nefsini bilen, kendini bilir ’ sözünün karşılığını ve uygulamasını kendi hayatlarımızda bulamıyorsak sinema, bize manevi doğamızı görsel olarak daha belirgin hale getiren araçlar sunabilir. ‘The beast in me’ dizisini izlemenizi öneririm.

Devamını Oku

arifin_tadi.jpg

Her şey oldukça göreceli, biliyorum. Yine de bazı zamanlarda yazmaya ve konuşmaya devam etmek iyi hissettiriyor. Tabi ki arzu edilen şey, sırf sözle meydana gelmez, çok çalışmamız gerekir hangi yoldaysak ama ne demişler; sözün değeri, anlama şevk ve teşvik etmekmiş.

Devamını Oku

Hayy_bin_Yakzan.jpg

Bazen doğayı seyre daldığınız o ender anlarda, görünür olan her şeyin yerinde ve tam da oldukları gibi olduğuna şahit olma lütfuna erersiniz; mesela gelinciklerde olduğu gibi. Bir çiçeğin kendi olma yolunda açması ve bir kokusu varsa o rayihayı etrafa yayması nihayete ermesidir. Biz ise olgunlaşma yolunda kendimiz olacağımız o yolu sanki özgür irademiz ile seçebiliyormuşuz gibi bir zanna kapılabiliyoruz.

Devamını Oku

bag-k.jpg

Çocukken denizle yakın bir ilişki kuramadım. Denizi pek göremeyen ya da karşıdan görse bile içine giremeyen birinin sudan korkması oldukça normaldir. Ancak sonraları bu korku, hayatın karşıma çıkardığı bazı tecrübelerle birlikte yumuşadı; üstelik çok yavaş ve yumuşak bir ritimde.

Devamını Oku

somatik.jpg

Herodot ve Strabon gibi antik tarihçilerden biliriz ki İskitler, atalarının bedenlerine ait kemiklere değer veren, çok naif ve doğaları bozulmamış, konargöçer bir halktı. Perslerle savaşmamak konusunda ısrarlıydılar. Başka bir halkın liderinden ‘efendinin’ kendisi olduğunu belirten bir haber aldıkları o ana kadar belki de huzur içinde yaşıyorlardı.

Devamını Oku

meet_joe_black-2.jpg

Ben ,ben, ben…Bu alışıldık tını, bazılarımıza hoş geliyor, bazen de çok uzakta kalmış, sanki  yarısı eksik bir ezgi gibi kulağımızda tırmalayıcı bir his yaratabiliyor. Bir insan kendi benliğine olan sevgisini ne zaman tamamlarsa, aşk o zaman bir deneyim olarak kapıyı çalıyor. Zaten içeride olan soruyor: ”Kimsin?” diye; eğer ‘ben’ tamama erdiyse başka bir ifadeyle sevgi beden sürahinden taşmaya başlarsa o yanıt:”Senim”e dönüşüveriyor. İçerdeki , dışardakinin artık dışarıda olmadığını, yabancı olmadığını anlıyor ve onu gönül evine davet ediyor. İçeriden bakan, zaten dışarıdakinin yabancı olmadığını biliyordu, ama dışarıdaki kendini içeridekinden ayrı görüyordu; çünkü her şeyi unutmuştu.

Devamını Oku