kucuk_prens.jpg

GERÇEĞİN MAYASI

  • Pembe Akgün

“Günaydın.” dedi Küçük Prens.

“Günaydın.” dedi demiryolu makasçısı.

“ Ne yapıyorsunuz burada?”

“ Yolcuları bölük bölük ayırıyorum. Onları taşıyan trenleri bazen sağa yolluyorum, bazen sola.”

Birden göz kamaştıran ışıklarıyla bir tren fırtına gibi geçerek makasçının kulübesini sarstı.

“ Acele ediyorlar.” dedi Küçük Prens, “neden acaba?” “Makiniste sorsan o da bilmez.”

O sırada ters yönden göz alıcı ışıklarıyla ikinci bir tren fırtına gibi geçti.
“Ne çabuk döndüler!”
“Bunlar onlar değil,” dedi makasçı, “bu karşıdan gelen tren.”
“Bulundukları yerden memnun kalmamışlar herhalde.”
“Kimse yerinden memnun değildir” dedi makasçı.
Bir üçüncü trenin göz alıcı ışıklar içinde fırtına gibi geçişini duydular.
“Bunlar birinci trendeki yolcuların peşinde mi?”
“Kimsenin peşinde değiller. Ya uyuyor ya da esniyorlardır şimdi…”

Antoine de Saint-Exupéry / Küçük Prens / syf. 84-85

 

„Hayatımızın bazı veçheleri vardır ki görünenin ötesinde bir şey olduğunu derinlerde hissettiren, psişik köklerimizin kadim çağrısıyla doludur. Onu duymanın, dinlemenin zamanı gelmiştir sadece. Kimileri kulak verir o sese kimileri ise uykudadır hala…“

Kaynağa doğru gidenler; benlikleriyle yüz yüze kalanlardır. Kendi kendilerinin yabancısı olmuş; yaratılmış tüm o sosyal, ahlaki, entelektüel ve dinsel yetersizliklerle karşı karşıya kalmışlardır. İnsanın koca kâinatta küçücük bir gezegene sürgün edilmiş birer hayvan olduğunun da, dünya ve evren karşısında kendi kendisini konumlandırdığı şeylerin boşunalığının da farkına varmıştır.

Çevresini sarmalayan sisli anlamları, kerameti kendinden menkul binlerce yorumu, kolayca alınıp satılan derinliksiz bilgiyi, özellikle de adına düşünüp karar verenleri dışarıda bırakmayı göze alanlardır uyananlar.

„İçeride ve dışarıda olanları reddetmeden, yumuşak bir kabulle, sükûtla, saygıyla yavaşça geçip gitmeye karar verenlerdir tren camlarından dışarı bakanlar. Rüzgârı bilip, kökünden güç alanlardır.“

 

“İnsanlar nerede?” diye kibarca sordu Küçük Prens.

Çiçek eskiden bir kervan görmüştü.

“İnsanlar mı” diye tekrarladı. “Galiba altı yedi insan var.

Yıllar önce görmüştüm. Ama kim bilir şimdi neredeler?

Rüzgârla sürüklenmişlerdir. Kökleri yok, yaşamları güç oluyor bu yüzden.”

Antoine de Saint-Exupéry / Küçük Prens / syf.72

„Zamanın tozunda kaybolup gitmeden önce içindeki kökten tekrar tekrar yeşermeyi başaranlar ancak evrenle ve kendisiyle özdeş olmayı da başaracaklardır. Bu özgürlüğün kendisidir; çünkü artık anda ve zamanda olacaklardır…“

“Az veya çok herkes varlığının farkında olma ihtiyacını duyuyor. Ama çözüm yolları yanıltıyor onları. Çok önemsiz bile olsa kendi varlık sebebimizin bilincine vardığımızda mutluluğu bulacağız ancak. Ancak o zaman barış içinde yaşayıp huzur içinde öleceğiz; çünkü hayatımıza anlam veren ölümümüze de bir anlam vermiş olacak o zaman.”

Antoine de Saint-Exupéry / İnsanların Dünyası / syf.192

*Küçük Prens’e tilkinin öğüdü: “Gerçeğin mayası gözle görülmez.”

**Bana tüm bunları düşünmemde ve fark etmemde yol gösteren Elçin Dimdan’a ve onun harika Dimdan Yoga okuluna sevgi ve minnetle.

Yolculuğumuz devam ediyor, edecek de.

Pembe Akgün - Tiyatro Yazarı