Somatik yoga pratikleri sırasında bedenin hareket eden ve duyum diliyle bizimle konuşan varlığından faydalanarak, beden parçaları, farklılıklarının duyumsanması ve kabulüyle, devamlı rafine edilmeye ve yumuşaklıkla yeniden beden bütünlüğüne entegre edilmeye başlarlar. Böylece yeni kas ve nöral ağ bağlantıları ya da yolları açığa çıkmaya başlar. Bu beden parçaları eller, kollar, ayaklar, bacaklardır. Ama ne el, ne de kol tek başına beden olabilir; ya da sadece elden bahsedersek bile kendi içinde işaret parmağı, başparmak, orta parmak, yüzük parmağı ve serçe parmağı olmadan bir elden söz edemeyiz. Elin parçalarını duyumsayabilmek için her bir parmağın yerinde, dengeli ve rahat olduğu bilgisine ve elin bütünlüğünü duyumsayabilmek için de parçalar arasındaki bağlantılara ihtiyaç vardır. Dolayısıyla bu parçalar yoksa bedenin olamayacağını ve beden yoksa da bu parçaların varlığından bahsedemeyeceğimizi anlarız. Burada önemli olan şey ise hareketimizin niteliğidir. Hareket anında her bir parçanın hem yerinde hem de rahat ve dengede hissetmesi için bedende yüzeye gelen hisler, o an mümkün olduğu oranda zihin tarafından duyumsanmaya davet edilir. Zihin, bu davete her an mükemmel olmayan şekillerde de olsa icabet ettiğinde her bir beden parçası diğer beden parçalarının kendisini desteklediğini anlar. Bu destekleyici davranış örüntüleri ile karşılaşmak bütünlüğün bedenlenmesine olanak sağlayabilir.