Ayşenur Ökten
Yoga yapmaya başlamadan evvel ben de, yogaya aşina olmayan bir çok kişi gibi, yoga yapmayı sağ ayağını başının gerisinden aşırıp, ayağınla sol kulağını kaşırken, sol avuç içinde amuda kalkmak olduğunu sanıyordum.
Bundan 8 yıl önce kendim için iyi bir şey yapmaya umutsuzca istek duyduğum bir zamanda, bir deneyeyim bakalım düşüncesi ile yogaya başladım. Hala bu deneyimim devam ediyor. Çünkü ben ilk günden itibaren yogayı; omurgayı hareketlendirerek yaşlandırmama harekatı olarak algıladım.
Böylece uzun süreli bir beden/zihin disiplinine başlamış oldum. Bedene uzun süreyle ve disiplin içerisinde odaklanma bende; nefes/beden farkındalığı, zihin berraklığı ile anda kalma becerisi geliştirdi.
Bunun yanı sıra bedenimin sınırlarını daha net algıladım. İskeletim yoganın hoş görüntülü bir çok hareketine uygun olmadığı için, herkesin ilk denemede yapmayı başardığı pek çok hareketi hala yapamıyorum. Ama bu durum, bana başarısızlık hissi değil de, bir egodan arınma süreci olmaya başladı. Madem ki yapamıyorum, o halde en çok benim bu hareketleri yapma araştırmasına girmeye ihtiyacım var diye düşündüm. Kısıtlı bedenime küsüp vaz geçeceğime, bana bahşedilen sağlık için şükredip kendi iskeletimi, kendi omurgamı, kendi sınırları içerisinde daha sağlıklı tutmaya odaklandım. Yani yogaya devam ettim.
„Bu arada emekli olup şehir değiştirdim. Çanakkale’ye yerleştim. Çanakkale’de en büyük şansım ise Elçin’i ve onun yoga stüdyosunu bulmak oldu.“
Elçin’in sizden bedeninizin hazır olmadığı hareketleri yapmanızı beklemek gibi bir düşüncesi yok. Öncelikle insanı rahatlatan bu hali oluyor. Daha sonra ise; aslında Doğu mistisizminden alınıp, Batılı akla uyarlandıktan sonra tekrar bize sunulan yogayı, mekanik ve analitik akılla değil, gerçek bir doğu mistiğinin eşliğinde yapmanın farkını hissediyorsunuz.
Elçin’in yoga evi, çevresindeki ormandan, börtü böcekten, temiz havadan, manzaradan bağımsız olarak, iç huzurunun evi haline geliyor. İsteseniz de, istemeseniz de, Ahimsa (şiddetsiz) kalıyorsunuz.
Tabii önce kendine karşı ahimsa.
Namaste.
Ayşenur Ökten